YETKİLİ YARGI YERİNİN BELİRLENMESİ – YETKİ SÖZLEŞMESİ

Bir uyuşmazlık çıktığında tarafların hukuki işlem başlatmadan önce tespit etmesi gereken ilk şeylerden biri de hukuki işlemin nerede başlatılacağıdır. Hukuk literatüründe “yetki” ismiyle bilinen yargı yerinin tespiti bazen hukuki işlemin yeniden başlatılması, davanın yeniden ve en başından görülmesi gibi önemli hukuki sonuçlar doğurduğundan tarafların hem ekonomik anlamda kayıplar hem de zaman kaybı yaşamaması için oldukça önemli bir konudur. Özellikle şirketler uygulamada bu tip problemlerle karşılaşmamak için yargı yerini sözleşmelerinde veya uyuşmazlık çıkmadan önce belirlemeyi tercih ederler. Bu yazımızda uygulamada hemen hemen her sözleşmede gördüğümüz yetki sözleşmesinin geçerlilik şartlarını ve bu konuda dikkat edilmesi gerekenleri sizlere kısaca aktarmaya çalışacağız.

“YETKİLİ YARGI YERİNİN BELİRLENMESİ – YETKİ SÖZLEŞMESİ” okumaya devam et

TEKNOLOJİNİN GETİRDİKLERİ: HUKUK YARGILAMASINDA ONLİNE DÖNEM

Hayatımız teknoloji sayesinde her geçen gün birçok açıdan değişiyor ve gelişiyor. Hukukun ise bu değişikliklere geç kaldığı yönünde eleştiriler sıklıkla yapılagelmektedir. Yargılamanın güvenli bir şekilde yürütülebilmesi ve ilgililerin en doğru ve güvenilir şekilde adalete erişiminin sağlanması amacıyla hukuk prensibi gelişmeleri arkadan takip ediyor olsa da önemli olan sağlam temeller üzerine kurulmuş bir sistemin kurulmasıdır. Bu kapsamda geçtiğimiz yıl Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (“HMK”) yapılan değişiklikle elektronik yollarla hukuk uyuşmazlıklarında duruşma yapılabilmesine imkan tanınmıştır. İlk olarak pilot bölgelerde uygulanmaya başlayan online duruşma sistemi ise 1 yıl içerisinde yaygınlaşmaya başlamış ve bu konuda 30 Haziran 2021 tarihli Resmi Gazete’de HUKUK MUHAKEMELERİNDE SES VE GÖRÜNTÜ NAKLEDİLMESİ YOLUYLA DURUŞMA İCRASI HAKKINDA YÖNETMELİK (“Yönetmelik”) yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

“TEKNOLOJİNİN GETİRDİKLERİ: HUKUK YARGILAMASINDA ONLİNE DÖNEM” okumaya devam et

TACİRİN TİCARİ DEFTER TUTMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) tacirlerin defter tutma yükümlülüğünü düzenlemektedir. TTK gereğince her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Kanun işletme faaliyetlerinin oluşumu ve gelişiminin defterlerden izlenebilmesi gerektiğini belirtmektedir. Bu yazımızda ticari defterlerin tutulmasıyla ilgili kurallar ve defterlerin delil niteliği taşıyabilmesinin koşullarına değinilmiştir.

“TACİRİN TİCARİ DEFTER TUTMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ” okumaya devam et

YABANCI MAHKEME KARARLARININ TÜRK HUKUKUNDA ETKİ DOĞURMASI

Teknolojinin gelişmesi ve küreselleşmenin etkisiyle sınır ötesi ilişkiler ve işlemler oldukça yaygınlaşmış durumdadır. Bu yaygın durumun getirdiği soru işaretlerinden biri de bu ilişkiler veya işlemler dolayısıyla iki taraf arasında bir uyuşmazlık çıkması halinde herhangi bir devletin yargı makamı tarafından çözüme kavuşturulan uyuşmazlıkların sonuçlarının, taraf ülkelerinde veya istedikleri herhangi bir ülke hukukunda nasıl etki doğuracağıdır.

“YABANCI MAHKEME KARARLARININ TÜRK HUKUKUNDA ETKİ DOĞURMASI” okumaya devam et

BELİRSİZ ALACAK DAVASI VE KISMİ DAVA

2011 yılında yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“HMK”) ile birlikte yeni bir dava türü olan belirsiz alacak davası Türk hukukundaki yerini almıştır. Yapılan bu düzenlemeyle belirsiz alacak davası ve kısmi dava türleri arasındaki ayrımın ise tam olarak belirlenemediği ve uygulamada sıkça bu iki dava türünün birbiri yerine kullanıldığı görülmektedir. Bu yazımızda iki dava türü arasındaki farklardan ve Yargıtay’ın belirsiz alacak davası üzerine yaklaşımından kısaca bahsedilmeye çalışılacaktır.

“BELİRSİZ ALACAK DAVASI VE KISMİ DAVA” okumaya devam et

TÜRK HUKUKUNDA E-DURUŞMA UYGULAMASI

Dünya, içinde bulunduğumuz durum ve koşullar gereği; belki de hiçbir zaman olmadığı kadar hızlı bir şekilde dijital dönüşüm gerçeğiyle yüzleşmekte. Dijital dönüşüm kimi zaman gönüllü bir şekilde, kimi zamansa mecburi olarak karşı karşıya kaldığımız ve artık kimsenin önemini inkâr edemeyeceği bir olgu. Hal böyle iken bürokratik ve yargısal süreçlerin de dijital dönüşümden etkilenmemesi elbette mümkün değil. Ülkemizde Ulusal Yargı Ağı Bilgi Sistemi (UYAP) aracılığıyla çok önceden başlayan dijitalleşme süreci, küresel salgının da kazandırdığı ivme ile e-duruşma kavramını da gündemimize getirdi ve ülkemizde e-duruşma denemeleri başladı. Bu yazıda, e-duruşma ile ilgili mevzuat hükümlerine, uygulamanın ilgililer bakımından etkilerine ve uygulamanın geliştirilmesi ile ilgili birtakım önerilere yer verilmektedir.

“TÜRK HUKUKUNDA E-DURUŞMA UYGULAMASI” okumaya devam et