KİRACI VEYA EŞİNİN TAŞINMAZI OLMASI HALİNDE TAHLİYE

Konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinde kiraya veren ya da kiracıdan kaynaklı konuların varlığı söz konusu olduğunda kira sözleşmesinin sona erdirilmesi mümkündür. Bu yazımızda kiracıdan kaynaklanan ve dava yolu ile tahliye yollarından biri olan,  “kiracı veya eşinin aynı bölgede taşınmazı olması halinde tahliye” konusundan bahsetmeye çalışacağız.

Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) bu konuya ilişkin 352/3 fıkrasını paylaşmak gerekirse;

Kiracının veya birlikte yaşadığı eşinin aynı ilçe veya belde belediye sınırları içinde oturmaya elverişli bir konutu bulunması durumunda kiraya veren, kira sözleşmesinin kurulması sırasında bunu bilmiyorsa, sözleşmenin bitiminden başlayarak bir ay içinde sözleşmeyi dava yoluyla sona erdirebilir.”

İşbu ifade olan “kiracı veya eşinin aynı bölgede taşınmazı olması halinde tahliye” konusunun belirli kuralları söz konusudur. Bu kurallar, mesken konut koşulu ve oturmaya elverişlilik halidir.

A. Mesken konut koşulu:

Kiracı veya eşinin aynı bölgede taşınmazı olması halinde tahliyenin söz konusu olması için işyeri kirası değil, konut kiralanmış olması gerekmektedir. Nitekim TBK 357/3. maddenin içeriğinde de belirttiği gibi, “oturmaya elverişli bir konutu bulunması durumu…” yani bir iş yerinin değil oturmaya elverişli bir “konutun” var olması halinde tahliye davasının açılabileceği görülmektedir.

Açıkça belirtildiği gibi, konutun sadece kiracının kendisine ait olması değil bununla beraber eşinin konutunun bulunması hali de bu tahliye sebebini oluşturacaktır. Kiralayan, kiracıyı aynı belde veya belediye içerisinde kiracının evi olmasıyla tahliye edebileceği gibi kiracının eşinin de aynı sınırlar içerisinde evinin bulunması durumunda da tahliye edebilecektir. Bu koşulun en dikkat edilmesi gereken kısmı ise eşlerin birlikte yaşamasıdır. Eşlerin geçici olarak ayrı yaşamalarının bu hükmün uygulanmasında bir etkisi yoktur. Ancak eşlerin ayrı yaşadıklarını belirtir nitelikte olan, boşanma davası veya tarafların ayrılması, gibi durumlarda bu hüküm uygulanamaz.

B. Oturmaya Elverişlilik Koşulu:

Kiralananın hem iş yeri hem de konut olması halinde, burada taşınmazın kullanım amacı durumdan duruma farklılık gösterebileceği için somut olay çerçevesinde değerlendirilmesi daha sağlıklıdır. Yine de doktrindeki diğer bir görüşün de buranın işyeri olarak göz önünde bulundurulması ve bu sebeple dava açılamaması gerektiği olduğunu belirtmekte fayda görüyoruz.

Yine eklemek gerekir ki kiraya verenin kira sözleşmesi yapıldığı sırada kiracının aynı belde veya belediye içerisinde evi olduğu hususunu bilmemesi halinde bu dava açılabilecektir. Ayrıca tahliye davası yapılan kira sözleşmesinin bitiminden başlayarak 1 ay içerisinde açılmalıdır.

Son olarak da kiracının veya eşinin söz konusu oturmaya elverişli taşınmazında kiracı var ise bu durum yine de kiralayan lehine işleyecektir ve söz konusu tahliye davası açılabilecektir. Burada kiracının hak kaybına uğramaması için; kiracının kiraya verdiği taşınmazın kiracısını, ihtiyaç gerekçesiyle tahliye edebileceği öngörülmüştür.

Konuyla ilgili detaylı anlatım, sorularınızın cevapları ve yardımlarımız için Ofisimiz, Tarlan-Baksı Avukatlık Bürosu’na başvurabilirsiniz.

 Stj. Av. Yiğit Bedrettin SAYIM

        TARLAN- BAKSI AVUKATLIK BÜROSU


      AV. AYLİN TARLAN- AV. DERYA BAKSI

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: