SÖZLEŞME YAPARKEN NE KADAR ÖZGÜRÜZ?

Geçmişten günümüze ve özellikle modern merkezi devlet anlayışının da benimsenmesiyle bireylerin yaşamlarını sürerken belirli kurallara uygun olarak yaşama yükümlülüğünün bulunması herkesin kabullendiği bir gerçektir.  Ancak bunun yanında bir de tabi ki belirli konularda özgür iradenin geçerli olması gerekir. Özgür iradenin sözleşmeler hukukuna yansıyan görünümlerinden birinin de sözleşme yapma serbestisi olarak bilinen diğer adıyla “sözleşme özgürlüğü” olduğu söylenilebilir.

Sözleşmeleri şöyle bir günlük hayatımızda gözden geçirdiğimizde en basitinden bir evde yaşamanın, bir ekmek ya da su almanın bile sözleşmeye dayandığını görürüz. Sözleşmeler hayatımızla bu denli iç içeyken her durumda belirli şekil şartlarıyla yazılı sözleşmeler yapılmasının zorunlu olmadığı açıkça ortadadır.

Sözleşme özgürlüğünün temelini ise T.C. Anayasası “Çalışma ve Sözleşme Hürriyeti” başlıklı 48. maddesi ve Türk Borçlar Kanunu’nun “Sözleşme Özgürlüğü” başlıklı 26. maddesi oluşturmaktadır. Doktrinde bu maddeler uyarınca sözleşme yapma serbestisi 5 ana başlık altında incelenmektedir.

SÖZLEŞME YAPMA SERBESTİSİ NEDİR?

1.Sözleşme yapma özgürlüğü

Bireylerin sözleşme yapma noktasında asıl olan özgür iradeleriyle hareket etmeleridir. Dolayısıyla bir kişi bir konuda sözleşme yapma ya da yapmama özgürlüğüne sahiptir. Ancak bu durumun kanundan kaynaklanan bir takım istisnaları bulunabilecektir.

2.Sözleşmenin karşı tarafını seçme özgürlüğü;

Herkes sözleşme yapacağı kişiyi belirlemekte özgürdür. Ancak bu serbestinin de bazı istisnaları bulunabilir. Bunlara örnek olarak, kamu kurumlarının belirli şartlarla (ihale usulü vb.) sözleşme yapacağı kişilerin sınırlandırılması, gayrimenkul malların satışında kanunen düzenlenmiş önalım hakları verilebilir. Dolayısıyla kanunla bu özgürlüğün de sınırları olabileceğini göz ardı etmemek gerekecektir.

3.Sözleşmenin içeriğini ve tipini belirleme özgürlüğü;

Sözleşmenin tarafları yapacakları sözleşmenin konusunu, hükümlerini ve sözleşme tipini de serbestçe belirleme hakkına sahiptir. Bu kapsamda taraflar kanunlarda yer alan sözleşme tiplerinden birini seçip tüm şart ve koşullarıyla o sözleşme tipine uygun bir sözleşme yapabilecekleri gibi, sözleşme tiplerini birleştirerek karma sözleşmeler de yapabilirler. Ancak kamu düzeninden sayılan bazı konulara ilişkin sözleşmelerde (örn: gayrimenkul satışı gibi) tipe bağlılık ilkesi söz konusu olabilir.

4.Sözleşmenin şeklini belirleme özgürlüğü;

Bir sözleşmenin geçerliliği kanunlarda nasıl yapılması gerektiğine bağlanmamışsa diğer bir deyişle bir sözleşme hakkında özel merasim, şekil şartı öngörülmemişse taraflar sözleşmeyi diledikleri şekilde yapabilirler.

5.Sözleşmenin içeriğini değiştirme veya sözleşmeyi ortadan kaldırma özgürlüğü;

Ve son olarak, taraflar diledikleri zaman dürüstlük kuralına aykırı düşmeyecek şekilde sözleşmeyi ve hükümlerini değiştirebilirler ya da ortadan kaldırabilirler. Belirli şartlar altında ve istisnai olarak bu tek taraflı yapılabileceği gibi taraflar karşılıklı anlaşarak bu haklarını kullanabileceklerdir. 

SINIRLARIMIZ NELERDİR?

1.Kanunun emredici hükümlerine aykırılık

Sözleşmelerin herhangi bir kanunda yer alan emredici hükümlere aykırı olması halinde sözleşmenin hiç kurulmamış olması sonucu ortaya çıkabilir, yani sözleşme kesin hükümsüz bir sözleşme olabilir. Dolayısıyla sözleşme ile ilişkili olabilecek her türlü kanun sözleşme kurulmadan önce mutlaka detaylı bir şekilde incelenmelidir.

2.Ahlaka aykırılık

Her ne kadar kanunlarda yer almıyorsa da toplumun genel ahlak anlayışına aykırı sözleşmelerin de kesin hükümsüz olacağı düzenlenmiştir. Ahlak kavramı soyut bir kavram olsa da bu noktada göz önünde bulundurulması gereken kriter toplum içerisindeki ortalama kişilerin düşünce ve ahlak anlayışlarına aykırı düşmesidir.

3.Kamu düzenine aykırılık

Kamu düzenine aykırılık da sözleşmenin kesin hükümsüz sayılmasına sebep olabilecek nedenlerden biridir.

4.Kişilik haklarına aykırılık

Türk Medeni Kanunu uyarınca kimse hak ve özgürlüklerinden vazgeçemez ve onları ahlaka aykırı olarak sınırlayamaz. Bu bağlamda kişinin özgürlüklerinden birini önemli ölçüde sözleşmeyle sınırlandırması sözleşmenin kesin hükümsüz adledilmesi sonucunu doğurabilecektir. Buna örnek olarak iş sözleşmelerine çoğunlukla eklenen işten ayrıldıktan sonra rekabet etme yasağı verilebilir. Basit ifadeyle önemli ölçüde bu madde ile çalışanın çalışma hürriyeti sınırlandırılıyorsa bu madde kesin hükümsüz sayılacaktır.  

5.Sözleşmenin imkansızlığı

Sözleşmelerin konusunun imkansızlığı da sözleşmenin geçersiz sayılmasına yol açabilecek bir diğer nedendir. Bir sözleşme kurulurken amaçlanan hedefin ortaya çıkma ihtimalinin bulunuyor olması gerekir. Ancak sözleşme konusunun gerçekleşmesi imkansızsa sözleşme de geçersiz sayılacaktır.

Tavsiyemiz, bir sözleşme imzalanmadan önce mutlaka yukarıda kısaca açıklanan özgürlükler ve sınırlamalar çerçevesinde detaylı bir şekilde incelenmesi ve sözleşmenin konusuna ilişkin mevzuatın göz önünde bulundurulmasıdır. Aksi takdirde telafisi güç zararlarla karşılaşılması söz konusu olabilir.

Av. Sinem İLİKLİ

TARLAN- BAKSI AVUKATLIK BÜROSU


AV. AYLİN TARLAN- AV. DERYA BAKSI

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: