ANONİM ŞİRKETLERDE ORTAKLIĞIN SONA ERMESİ HALLERİ

Anonim Şirketlerde ortaklık ilişkisi, kural olarak pay sahibinin payını üçüncü bir kişiye devretmesiyle sona erse de şirket ile şirketin ortağı olan kişiler arasında bulunan ortaklık ilişkisinin çeşitli sebeplerle sona ermesi mümkündür. Bu yazımızda anonim şirketlerde ortaklık ilişkisini sona erdiren çıkma, çıkarılma, ayrılma hakları ve ıskata ilişkin düzenlemelere kısaca ana hatlarıyla değinmeye çalışacağız.

İncelenmesi gereken durumlardan ilki ortaklıktan çıkma halidir. Pay sahibi, şirketteki payını, ortaklık ilişkisini hakim şirket ya da teşebbüse satarak bu hakkını kullanabilmektedir. Halka açık anonim şirketlerde, pay sahibi kendi payını, payları belirli bir oran üzerinde olan başka bir pay sahibine satarak ortaklıktan ayrılmış olur. Böylesi bir durumda bu ayrılma, pay sahibinin “çıkma hakkı” veya “satma hakkı” olarak adlandırılmaktadır.

Ortaklık ilişkisini sona erdirebilen bir başka seçenek ise anonim şirketlerde ortaklıktan ayrılma halidir. Bu kapsamda ayrılma hakkı, birleşme sonucu pay sahibine tanınan bir hak olarak karşımıza çıkabilir. TTK madde 141/1, “Birleşmeye katılan şirketler, birleşme sözleşmesinde, ortaklara, devralan şirkette, pay ve ortaklık haklarının iktisabı ile iktisap olunacak şirket paylarının gerçek değerine denk gelen bir ayrılma akçesi arasında seçim yapma hakkı tanıyabilirler.” demektedir. Burada aslında pay sahibinin kurucu yenilik doğuran bir hakkı söz konusudur. Pay sahibi ister birleşme sonucu devralan şirkette değişim oranına göre pay sahibi olur; isterse de ayrılma akçesini alarak şirketten ayrılır ve pay sahibi sıfatı böylelikle sona erer. Ayrılma hakkının tanınacağı bir başka hal ise, anonim şirketlerin önemli nitelikteki işlemleri sırasında olacaktır. Bahsedilen bu önemli işlemler, Sermaye Piyasası Kanunu (“SPK”) madde 23’te düzenlenmektedir;

“MADDE 23 – (1) (Değişik:20/2/2020-7222/25 md.) Halka açık ortaklıkların birleşme, bölünme işlemlerine taraf olması, tür değiştirmesi, imtiyaz öngörmesi veya mevcut imtiyazların kapsam veya konusunu değiştirmesi gibi yatırımcıların yatırım kararlarının değişmesine yol açacak ortaklığın yapısına ilişkin temel işlemler bu Kanunun uygulanmasında önemli nitelikte işlem sayılır.”

Bu madde uyarınca önemli işlemler aşağıdaki gibidir;

  • Halka açık ortaklıkların birleşme ve bölünme işlemlerinde taraf olması,
  • Tür değiştirme,
  • Mal varlığının tümünü veya büyük bir bölümünü devretmesi veya önemli ölçüde değiştirmesi,
  • İmtiyaz öngörmesi,
  • Var olan imtiyazların kapsam ya da konusunu değiştirmesiyle borsa kotundan çıkması.

Ayrılma hakkı ile ilgili değinilmesi gereken bir başka husus ise, ayrılma hakkının halka açık sayılan ortaklıklarda pay sahibi sayısı sebebiyle SPK hükümlerine tabi olmaktan çıkması durumunun ortaya çıkabilecek olabilmesidir. SPK’nın 33. maddesi uyarınca halka açık ortaklıklar, pay sahibi sayısı 500’ü aştığından dolayı paylarının borsada işlem görmesini istememeleri halinde, pay sahibi sayısının en az üçte ikisi ve toplam oyların en az dörtte üçü ile bir genel kurul kararı alınmasıyla birlikte SPK kapsamı dışına çıkabilmektedirler.

“(4) Pay sahibi sayısı sebebiyle halka açık sayılan ortaklıklardan, 16 ncı madde uyarınca paylarının borsada işlem görmesini istemeyenler, pay sahibi tam sayısının en az üçte ikisinin olumlu oyu veya toplam oyların dörtte üçü ile alınacak bir genel kurul kararı ile bu Kanun kapsamından çıkabilir. Bu durumda Kanunun kapsamından çıkma kararına olumlu oy kullanmayan pay sahiplerine 24 üncü madde uyarınca ayrılma hakkı tanınır. 16 ncı maddenin ikinci fıkrası uyarınca Kurulca resen halka açık ortaklık statüsünden çıkarılacak ortaklıkların hâkim ortaklarına diğer paylar için pay alım teklifinde bulunma zorunluluğu getirilebilir. Buna ilişkin usul ve esaslar Kurul tarafından belirlenir.”

Üstünde durduğumuz bu iki hali karşılaştıracak olursak; bir pay sahibi genel kurula katılarak olumsuz oy kullanmış ve bununla ilgili muhalefet şerhini tutanağa işletmiş ise, kendisine ait payı halka açık ortaklığa satarak devretme şansına sahiptir. Fakat eğer pay sahibinin genel kurula katılması haksız bir şekilde engelleniyorsa veya toplantıya ilişkin davet, gündem gibi unsurların ilanı usulsüz bir şekilde yapıldıysa, böylesi bir durumda olumsuz oy kullanma ve bunu tutanağa işletme şartı aranmaksızın pay sahibinin ortaklıktan ayrılması mümkün olacaktır.

Ortaklık ilişkisini sona erdiren bir diğer hal ise ortaklıktan çıkarılma ihtimalidir. SPK’nın 27. Maddesi ve 1 Aralık 2020 tarih ve 31351 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sermaye Piyasası Kurulu’nun II-27.3 sayılı Ortaklıktan Çıkarma ve Satma Hakları Tebliği uyarınca ortaklıktan çıkarılma durumu düzenlenmiştir. Tebliğin 4. Maddesi kapsamında pay alım teklifi sonucunda veya birlikte hareket etme durumu da dâhil olmak üzere herhangi bir şekilde sahip olunan paylara ilişkin oy haklarının, ortaklığın oy haklarının %98’ine ulaşması veya bu durumda iken ek pay alınması halinde, hakim ortak açısından sahip oldukları payların imtiyazlı olup olmadığı dikkate alınmaksızın diğer pay sahiplerinin tamamını ortaklıktan çıkarma hakkı, diğer ortaklar açısından ise paylarını hakim ortağa satma hakkı doğacaktır. Başka bir deyişle aslında belirli oranda payı elinde bulunduran şahsın çıkarma hakkı ve azınlık olarak kalan pay sahibinin satma hakkı birlikte düzenlenmektedir. Bu düzenlemeye göre çıkarma hakkı bulunan ortaklar, kurulun belirlediği süre içerisinde, halka açık olan ortaklığın oluşturduğu genel kurulda azınlık olarak kalan pay sahiplerinin hak ettiği payları iptal edebilmesi ve bu payları temsil eden yeni payların çıkarılıp kendisine satılmasını talep etme hakkına sahiptir.

Ortaklık ilişkisini sona erdiren son hal ise ıskat durumudur. Anonim şirketlerde pay sahiplerinin şirkete karşı kural olarak tek bir borçları vardır, o da taahhüt ettikleri sermayeyi getirmektedir. Iskat ise tam da bu durumda ortaya çıkan bir kavramdır ve çıkarılma ile karıştırılmamalıdır. Çıkarılma hallerinden farklı olarak ıskat, pay sahiplerinin sermaye koyma borcunu yerine getirilmesi amacıyla yapılmış bir düzenlemeyken çıkarılmanın altında şirketteki menfaat ihtilaflarını çözüme kavuşturma amacı yatar. Pay sahibinin borcunu ödemede temerrüde düşmesi tek başına ıskat müeyyidesinin uygulanması için yeterli değildir. Temerrüt halinde pay sahibi yeniden ödemeye davet edilir ve kendisine 1 aylık süre verilir, bu süre içinde de sermaye borcunun ödenmemesi halinde ıskat söz konusu olabilmektedir.

Sonuç olarak anonim şirket toplulukları için ortaklığın sona ermesi birçok farklı halde gerçekleşebilmektedir. Sermaye Piyasası Kanunu, Ticaret Kanunu bu hususlar bakımından bizim için yol gösterici olmakla birlikte yazımızda da atıfta bulunduğumuz Ortaklıktan Çıkarma ve Satma Hakları Tebliğ ise, konu ile ilgili olan belirsizlikleri gidermeye yönelik usul ve esasları düzenler niteliktedir.

Stj. Av. Sıla ATİLLA

TARLAN- BAKSI AVUKATLIK BÜROSU


AV. AYLİN TARLAN- AV. DERYA BAKSI

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s