KORONA VİRÜSÜ’NÜN TİCARİ İŞLER İLE VERGİ İŞLEMLERİNE ETKİSİ

Aralık 2019’da Çin’de tespit edilen COVID-19’un, Türkiye’de görüldüğü 11 Mart 2020 tarihinde yapılan açıklamayla kamuoyu ile paylaşılmış oldu. COVID-19’un (Korona virüsü) hızla yayılan bir virüs olması, ülkelerin ekonomiyi de etkileyecek ciddi tedbirler almalarına neden oldu. Bu yazımızda, uygulanan tedbirlerin mücbir sebep olarak değerlendirilmesinin mümkün olup olamayacağını ve bu durumun ticari ilişkilere etkisi ile vergi işlemlerine etkisine değineceğiz.

Mücbir sebepten anlaşılması gereken, bir ticari ilişkide tarafların üstlendikleri edimlerin ifasının kontrolleri dışında ve öngörülemez sebeplerle objektif olarak imkansız hale gelmesidir. Tarafların maruz kaldığı güçlüklerin mücbir sebep teşkil edip etmediği, ediyorsa, tarafların mücbir sebepten etkilenip etkilenmediği veya ne ölçüde etkilendiği, aralarındaki ticari ilişkiye konu borcun niteliği de göz önünde bulundurularak değerlendirilmelidir. Bu da ancak her bir münferit olay özelinde titiz bir inceleme yapılmasıyla mümkündür. Dolayısıyla, genel bir değerlendirme yaparak, korona virüsü uygulamalarının başta Çin ya da diğer karantina altındaki ülkeler ile bağlantılı tüm ticari ilişkiler bakımından mücbir sebep teşkil ettiğini söylemek doğru olmayacaktır. Her halükarda, korona virüsü uygulamalarının mücbir sebep olarak nitelendirilmesi ihtimali yüksek olan ticari ilişkiler bakımından, tarafların vakitlice birbirlerini yazılı olarak bilgilendirmeleri olası bir hak kaybı ihtimalini bertaraf edebilmek adına önem taşımaktadır.

Mücbir sebebin söz konusu olduğu durumda tarafların üstlenmiş oldukları edimleri yerine getirmelerini beklemek hukuken doğru ve adil olmayacaktır. Yargıtay’ın mücbir sebep kabul edilecek durumları sayarken salgın hastalıkları da bu sebepler arasında saymış olması sebebiyle, Dünya Sağlık Örgütü’nce “Pandemi” ilan edilmiş olan Covid-19 virüsünün doğurduğu etkilerin de, sözleşmeler ve iş ilişkileri bazında mücbir sebep oluşturduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. En başta da değindiğimiz üzere, burada mücbir sebep halinin her ilişki bazında ayrıca değerlendirilmesi gerekecektir. Ticari ilişkinin doğrudan devam ettiği ülkelerde karantina durumu söz konusu olmamakla birlikte dolaylı yoldan bu ülkelerdeki işletme ve fabrikaları etkileyen bir durum ortaya çıkmış ise, bu durumun da mücbir sebep hali olarak kabul edilmesi mümkün görülmektedir.

Kişinin kendi iradesi dışında fiili bir öngörülemezlik ve gerçekleştirilemezlik hali varsa mücbir sebep devreye girer. Tabii bunu dar çerçevede sadece olayın Türkiye’de yaşanılması olarak algılayıp yorumlamamak gerekir. Çünkü globalleşen dünyada diğer ülkeler ile yapılan ticari bağlantılarda da ya da devlete karşı ödevlerde de fiili imkansızlık hali karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle bu konuya dikkat etmek ve buna göre Ticaret Kanunu ve diğer ilgili kanunlardaki madde hükümlerine göre basiretli davranmak gerekmektedir.

Peki mücbir sebep halinde tarafların üstlenmiş oldukları edimlerin durumları ne olacaktır? Burada hukuken bir aşırı ifa güçlüğü ya da ifa imkansızlığı söz konusu olacağı için taraflar sözleşmeyi feshedebilirler. Buradan doğacak sonuç ise şu olacaktır; taraflardan birisi sözleşmeden kaynaklı edimini öncelikle yerine getirmiş ise ve artık karşı tarafın mücbir sebep nedeniyle aşırı ifa güçlüğü ya da ifa imkansızlığı doğmuş ise edimini öncelikle yerine getiren tarafın, edimin iadesini talep edebilme hakkı ortaya çıkacaktır.

Sözleşmede ayrıca bir düzenleme yoksa, Türk Borçlar Kanununa göre mücbir sebep kaynaklı sürekli ifa imkansızlığı halinde ilgili borç ve sözleşme kapsamında karşı tarafın yükümlülüğü kanun gereği sona erer. Ancak ilgili borçlu ifanın imkânsızlaştığını karşı tarafa gecikmeksizin bildirmek ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almak zorundadır. Aksi halde borçlu doğacak zararları gidermekle yükümlüdür. Ayrıca ifası imkansız hale gelen borç nedeniyle sözleşmenin amacı ortadan kalkmış ise bir fesih ihbarı yapılması faydalı olacaktır. Türk Ticaret Kanunu uyarınca, sözleşmenin feshi ve sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarların veya ihtarların noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılması gerekmektedir

 Korona virüsünün etkilerinin mücbir sebep oluşturacak boyutlara ulaşmadığı değerlendirildiği takdirde, TBK’nın 138. maddesi kapsamında mahkemeden uyarlama talep edilmesinin mümkün olup olmayacağının değerlendirilmesi de ticari ilişkilerin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi için başvurulabilecek opsiyonlardan biri olabilecektir.

Vergi Hukuku açısından ise; eğer bu salgın nedeniyle hastalanıp, vergi ödevlerini yerine getiremeyecek ölçüde etkilenen mükellef olursa, hastalığını ve hastalığın vergi ödevini yapmaya engel olduğunu sağlık raporuyla ispatlaması durumunda bu mükellef için mücbir sebebin varlığı kabul edilir. Mücbir sebep, daha önce tahakkuk etmiş vergi borcunun ödeme süresini kural olarak uzatmaz. Tahsil zamanaşımı da mücbir sebep nedeniyle durmaz. Dolayısıyla, mücbir sebebin oluştuğu tarihten önce tahakkuk etmiş vergi borçlarının normal vade süresi içinde ödenmesi gerekir. Ancak mücbir sebeplerin varlığı halinde Maliye Bakanlığı’nın kesinleşmiş vergi borçlarını tecil yetkisi vardır ve bu yetki kullanılarak vergi borçları faiz uygulanarak veya uygulanmayarak ertelenebilir.

VUK madde 373’de mücbir sebep halinde vergi cezası kesilmeyeceği açıkça belirtilmiş olup, 13. Madde de ise mücbir sebep halleri açıkça sayılmıştır. Madde 13/2’de kişinin iradesi dışında meydana gelen mecburi yokluk durumu mücbir sebep olarak sayılmıştır. Korona virüsünün etkileri de bu madde bendi kapsamında değerlendirilebilir.

Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, hakkında resmi olarak seyahat uyarısı yapılan ülkeleri içeren paket tur sözleşmeleri kapsamında Korona virüsünün mücbir sebep hali olarak değerlendirildiği belirtilmiştir. Bu da göstermektedir ki; Korona virüsünün doğurduğu etkilerin mücbir sebep olarak değerlendirilmesi mümkün gözükmektedir ancak her olay özelinde ayrı bir değerlendirme yapılması daha sağlıklı olacaktır.

                                                                                                                    Stj. Av. Ozan Parlak
Mart 2020

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s